Günün Sözü: Öfke saklamaya gelmez, büsbütün içimize isler. (MONTAIGNE)

Tarih:

25 Temmuz 2008 Cuma 15:39:50
Ana Sayfa - Forum - Şiirler - Rüya Yorumları - Akorlar - Bilişim Haberleri - Spor Haberleri - Biyografiler - Burçlar - Fikralar - Komik Yazılar - Programlar - Sinemalar - Koca Kafalar - Mp3ler - Tatil
Sohbet - Yemekler - Magazin - Yabancı Şarkı Sözleri - Türküler - Şarkılar - Videolar - Canlı Tv - Mankenler - Oyun Oyna - Program İndir - Resimler - Kadınlara Özel - Saglık - Astroloji - Haberler
Kategori Ana Sayfa
Son 20 Haber
Siyah noktalardan kurtulmak çok kolay!......
Çok su tüketmek zayıflatır mı?
Ofiste neler yiyorsunuz?
Giyim tarzınız sizi işinizden etmesin ...
Arkadaşınızla dargın mısınız?
Eşinizi seçerken, önce kendinizi tanıyın ...
İşte en önemli seks şikayetleri ...
Bu konseri kaçırmayın!...
Ayrılalım ama dost kalalım!... ...
Dalgalar duruldu….
Hasır Şapka
Dümdüz bir karın mı istiyorsunuz?...
Evinizde rahat etmek için…
Cildinizi genç tutan yiyecekler ...
Nasıl bir kariyer?
Meyve ve sebze maske önerileri
Hoş eller için pratik tavsiyeler ...
Göbek ata ata doğum…
Kıskanırım seni ben...
İsminize göre seks performansınızı hesaplayın!......
Rastgele 20 Haber
Onu kaybetmek istemiyorsanız
Şarap rengi dudaklar...
Romantik seksin tadı bir başka
Fotoğraflarıyla hayır işleyece...
Türkiye'de bir ilk...
Opet&Tarkan
Deneyim tasarımı kafanızda pat...
Regl dönemi migren atakta
Mısır püskülü çayıyla kilolara...
Damat Tween'den Bayrama Özel F...
Özgür bir bayram…
Seksin bilinmeyenleri
Metroseksüel erkekler!
Hiç birinin hayatını kurtardın...
Bu yemek tarifleri kaçmaz...
'Gönül Yarası' Oscar yolunda
Kalçaya vurup iyileştiriyorlar...
"www.ipeksampuan.com" Web Site...
Tiyatrokare'den İddialı Bir Ko...
Tuhaf takıntılı ünlüler...
 
Vedasız Gidişler Yazısı - Kadınlara Özel
Daha Fazla içerik için Geyikmerkezi Toolbar



“Vedalaşmadan gidiyorlar. Bir ses, bir göz, bir burun bırakmıyor geriye ölüm…” Nilhan Fidan'ın yazısı…

"400">Vedasız Gidişler

Vedalaşmadan gidiyorlar.

Haberimiz bile olmuyor bazen, bazen de geç kalıyoruz. Ellerini tutup gözlerinin içine bakamıyoruz. Biz geldiğimizde onlar ayrılmış oluyor evden. Nefesleri bitmiş oluyor. Bir ses, bir göz, bir burun bırakmıyor geriye ölüm.

Bizi ayıran, bir nehir, bir köprü, bir şehir ya da kıtadan çok oluyor. Bir sohbet bir telefona, kısa bir ziyaret sadece birkaç saate baksa da, denizler ve kıtalar havadan karadan bir şekilde aşılsa da… İşte, bir tek ölüm aşılmıyor.

Vakit ayıramadıklarımız bizi beklemiyor gitmek için. Evin eşiğinden girerken alıyoruz haberini, onlar eşikten çıkmış oluyor.

Ölümü kabul edememek de ölümün vedasız oluşundan gibi geliyor bana. Haberini aldıktan sonra bile buna inanamayışımız, onu her yerde aramamız, ondan bir iz bulmamız da onun varlığına bir işaret aramamızdan. Biz arkalarından yas tutarken biraz da bu vedalaşamamalara ağlıyoruz. Çünkü gidişlerden en son gidiş söz konusu olunca, bir gün geleceği bilinse bile, ölüme hazırlanılmıyor.

Vedaları sevmeyenler bilir, vedalaşmak yüzleşmektir gerçeklerle. Ayrılmadan önce son bir kez arkalarına bakanlar, daha çok acı çekeceklerini bilirler. Hoşça kal demeden gitmek yürek ister, diyebilirsiniz; ama bence en korkakça gidiş böylesidir.

Vedalaşmak, vedayı kabul etmek demek öncelikle. Bir daha fiziksel ya da ruhsal olarak yanında olmayacağını kabul etmek ve ilan etmek aynı zamanda... Birine son bir kez sarılmak demek her iki tarafın da bu gidişe –en azından fikir olarak– alışmasını sağlıyor aslında.

Varlıkla yokluk bir anda belirlenebiliyorsa, birinin yokluğunu ayrımsamak için neye ihtiyaç duyar bir insan? Bir gidiş, onun gidişine an ve an şahit olmakla mı fark edilir? Habersiz ve sessiz bir gidişte yokluk nasıl anlaşılır? Basbas bağırmak mı gerek yoksa gidişi duyurmak için? Bu gitmeleri anlamamız için dokunurken yitmesi, sesini duyarken susması, gözlerimize bakarken yüzünü çevirmesi mi gerekir? Yoksa inanılmaz mı olur yokluğu, varlığını aramaya devam mı eder bu zihin?

Zihnimizdeki resimler, kokular ve sözlerle cisimlendirir miyiz onu yeniden, tekrar, sonsuza dek? Ve sonsuz ne demek? Zihnimizin paslanmasına karşı koyabilir mi hatıralar? Hatıralar yaşadıkça var mıdır onlar? Peki, hatıralar silindiğinde, o zaman gerçekten unutmuş mu oluruz ve yokluk mu kalır geriye?

Yokluk. Bize en çok koyan da bu değil midir?

Hem gidene hem kalana (ve kendimize) karşı bir ihanet gibi gelir yokluğu hissetmek. Ama o vardı ve ben onun varlığını yaşadım. Evet, silüetini bile hayal meyal hatırlıyorum; ama o vardı. Tıpkı benim şu an olduğum gibi. Ve o yok dersem onun varlığını bildiğim onca zaman da yok mu olacak? Ve daha da korkuncu, bir gün ben de yok mu olacağım? Beni en son hatırlayan da yok olduktan sonra ben de hiç gelmemiş gibi gitmiş mi olacağım bu dünyadan?

Varlık ve yokluk. Yaşam ve ölüm... Belki de vedalaşmaya dayanamayacak oluşumuzdan bu vedasız gidişler…

Nilhan Fidan
nilhanfidan@cosmoturk.com



Vedasız Gidişler
Anahtar Kelimeler: Vedasız Gidişler yazisi Vedasız Gidişler kadini Vedasız Gidişler kadin haberi Vedasız Gidişler ilgili
Forumlardan
Forumda Bu Ayın En çok mesaj atan üyesi olun 100 Konturu kazanan siz olun.
Radyo Dinle
Reklamlar
Yazı
2008 yılında çok farklı olacagız.
Copyright 2008 Geyik Merkezi Tüm .Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanamaz. Ödevler
DNA, or deoxyribonucleic acid,For example, is the fundamental building, individual's entire genetic makeup block for an Further, a person's DNA is the same in every cell.the DNA in a man's blood is the same as the DNA in his skin cells. It is a component of virtually every cell in the human body. semen, and saliva. comics poem
eXTReMe Tracker