SEYHAN SOYLU GÖZALTINA ALINMADAN ÖNCE NELER SÖYLEDİ?


Yıllardır 28 Şubat'ın ardındaki isim olduğunu söyleyen, son olarak 'Cumhuriyet Kadınları' projesini organize eden Sisi, bir hafta önce adının geçtiğini bildiği Ergenekon soruşturmasının son sanıklarından oldu. 'Beni de mi içeri aldırtacaksınız' dediği o son söyleşi...
 
Seyhan Soylu'nun (nam-ı diğer Sisi'nin) ofisine girer girmez karşımızda Nurseli İdiz'i, 'Cumhuriyet Kadınları' ekibinden bazı simaları, şarkıcıları bulduk. Endüstriyel-antik-kitsch gibi tuhaf bir anlayışla döşenmiş bir organizasyon, menajerlik, prodüksiyon bürosu. Seyhan Soylu söyleşi tekliflerine "Son Ergenekon mu dedirteceksiniz bana?", "Beni de mi içeri aldırtacaksınız?" diye esprili cevaplar veriyordu. Sonra, biliyorsunuz, aldılar kendisini.
28 Şubat'ın ardındaki isim olduğunu söylüyordu yıllardır. Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali-Emire Kalkancı olaylarını, o girift inanç ve cinsellik sarmalını, JİTEM işi olduğunu söylediği Strateji dergisi için çalışarak kendisinin ortaya çıkardığını iddia ediyordu.
'Kalubeladan beri hünsa' olduğunu söyleyen, yıllar önce bir erkek dergisine soyunan ilk transseksüel olarak tarihe geçen, 90'ların savaşlı-mafyalı-kaotik ortamında sık sık karşımıza çıkan, yıllarca organizatörlük, gazetecilik, radyo ve TV programcılığı yaptığını belirten Soylu, yıllar sonra bu defa bir ulusalcı aktör olarak peydah oldu. Defile-tiyatro arası bir gösteri olan 'Cumhuriyet Kadınları' projesinde Sabiha Gökçen'den Semiha Berksoy'a, Latife Hanım'dan Afet İnan'a, Behice Boran'dan Tansu Çiller'e, çeşitli dönemlerden ve mesleklerden kadınları bazı oyuncular ve mankenler canlandıracak, her gösteride 29 Ekim hissiyatıyla bir cumhuriyet, laiklik, bayrak histerisi yaşanacaktı.

Öcalan'ın kafasını kesmek...
Daha önce DSP'den milletvekilliği gündeme gelen, yerel seçimlerde yine DSP'den aday olacağını söyleyen Soylu, yıllarca MHP sempatizanı olarak biliniyordu. Şimdi, herkes kadar milliyetçi olduğunu, CHP'nin de MHP çizgisine geldiğini zevkle söylüyor. Asıl meselesi, 'büyük Türkiye'. Yani bir Türkiye emperyalizmi vaki olsa, zevkle katkıda bulunacak. Vaktiyle bir söyleşisinde her MHP sempatizanı gibi Abdullah Öcalan'ın kafasını bizzat kesmekten nasıl memnun olacağını açıklamıştı. 'Bu ne vahşet' diye sorunca, "İlle de bıçakla kesmek olarak algılamayın" dedi, "Ben onu beş yıldızlı bir otele koyar, her türlü lüksü sağlardım. Belli bir ücret karşılığında da herkesin onu belli bir süre izlemesini sağlardım. Bu da onun kafasını kesmek sayılır." Soylu'nun laf çevirme yeteneğini ve organizasyon işlerindeki tahayyülünü gösteren bir durum...
Cumhuriyet mitinglerine 'Cumhuriyet Kadınları' projesiyle katkıda bulunan Seyhan Soylu'yla karşımızda tarihe öyle ya da böyle geçmiş enteresan bir portre bulacağımız ümidiyle söyleştik. Derin siyasi ilişkilerine dair tam bir malumat almak gibi bir niyet yoktu kafamızda, zaten ne sorsak bir boşluk kalıyordu sanki, boyutları tam olarak anlamak mümkün değildi. Soylu, botoks gibi çeşitli operasyonlardan sonra hafif ifade kaybına uğrayan, ama belli ki çakmak çakmak bakan gözlerini şöyle bir kısıp gizemli, ucu açık cevaplar vermeyi seviyordu.
Birtakım istihbaratçıların, tetikçilerin, komplocuların, mafya üyelerinin eğlence dünyasıyla iç içe geçtiği fantastik bir âlemle karşı karşıyaydık. Sisi'nin etrafında örülen o boşluğu ancak bütün ilişkilere ve olaylara hâkim bir savcı doldurabilirdi, şimdi herhalde bu işle uğraşıyorlar.
En çok fotoğraf çekimlerinde heyecanlandı Sisi, pisuara işemek gibi bir mizansen teklif etti, şuh pozlarını atarken gayet profesyoneldi, poz vermek üzere odasından tüfek alıp gelirken çocuklar gibi şendi. "Ben kadın gibi hissederim, erkek gibi düşünürüm" derken biz de aklımızdan 'Problem de zaten erkek gibi düşünmekte galiba' diye geçiriyorduk.
Sisi'yle konuşurken, tevazu denen şeyin kıyısından dahi geçmeyen, egosunu mümkün olduğunca şişiren, acayip bir şekilde eğilip bükülen bir gerçekçiliği de elden bırakmayan, iddialı, ikna kabiliyeti retorik düzeyinde belli ki yüksek, yaşama tutunma arzusu güçlü bir şahsiyetle karşılaştık. Nihayetinde, Seyhan Soylu'yla gözaltına alınmadan evvel son söyleşiyi gerçekleştirmiş olduk.

'Cumhuriyet Kadınları' projesi nereden çıktı?
86 bin 700 kadın şehide ithaf edilmiş bir proje bu. Cumhuriyet tarihindeki belirlediğimiz kadınların hayatlarını araştırdık, herhangi bir siyasi ideolojiye göre de hareket etmedik. Sabiha Gökçen'den Sabiha Sertel'e, Behice Boran'dan Tansu Çiller'e 17 kadın var projede, bunu 100'e tamamlayacağız. Biz ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, hep erkekler egemen olmuş, cumhuriyet tarihi boyunca bile kadınlar ikinci planda kalmış. Bir kadın örgütlenmesine doğru gitmek istedik biz. Mitinglere dönüşüyor gösterilerimiz, on binlerce kişinin izlediği bir görsel şölen haline geliyor. Kapalı alanlarda değil, miting alanlarında gösterilerimizi sunmak istiyoruz.

'O çorabı' kim aynasına astı?
Doğal olarak, Cumhuriyet mitinglerine benzetiliyor gösteriler...
Evet, bu da doğal, ama gösterilerimize herkes katılıyor. AKP de herkesin eline bayrak verdi ve 'Biz de Cumhuriyetçiyiz' dedi, Atatürkçülük yolunda mesajlar vermeye çalıştı. AKP'yi Nazi kamplarına benzetiyorum. Kendisine başkaldıranları dahi aynı çatı altında toplayarak düşman bildikleriyle güç birliği sağlayan, inanılmaz kıvrak zekâya sahip kişiler tarafından yönetiliyor. Cumhuriyet mitingleriyse benim kafamdaki şablona oturmadı, istenilen mesaj verilemedi.

Siz katıldınız mı o mitinglere?
Bazılarına. Parti liderlerinin çatışmalarına, egolarına yenildi Cumhuriyet mitingleri.

Siz Cumhuriyet mitinglerini düzenleyen, sonradan Ergenekon davasında tutuklanan birçok insanı tanıyorsunuz, değil mi?
Evet. Ergenekon'da benim de adım geçti, Yeni Şafak yazdı, ifşaatçı birisi varmış, ben Strateji dergisinde çalışırken derginin sahibinin bana borcu varmış, ben onu vurmaya kalkmışım filan. Kafalarına göre senaryo yazıyorlar. Aczmendi lideriyle olan meseleleri yeniden gündeme getiriyorlar. Halbuki halen imam hatiplerde sapkın hocalar yok mu, kızların göbeklerine yazılar yazmıyorlar mı? Bu tür unsurları içlerinden arındırmaları lazım. Merkeze oynayan, halkın partisi olmak isteyen bir parti AKP. Ne yapacaklardı, Aczmendilere, Ali Kalkancı'lara sahip mi çıkacaklardı? İçlerine şunu sindiremediler: Biz ne kadar hıyarız ki, limon satan, Kuran bilmeyen bir adama inandık ve onun ayağından çorabını aldık, arabamıza astık! O çorabı alıp da aynasına asan adam da belediye başkanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan. Ama bir kadın 10 sene önce Kanal 7'ye konuk dahi olamıyordu, bugün haberleri kadınlar sunuyor. Demek ki toplumun böyle bir sürece ihtiyacı vardı. Türkiye'nin İran falan olacağından korkmuyorum ben.

Türkiye'nin büyük meseleleri üstüne düşünmeyi sever miydiniz hep?
Yok canım, hobi olarak takılıyordum ancak. Ama Türk siyasi tarihindeki pek çok kişiyle ahbaplığım oldu. Yıllarca organizatörlük de yaptım, gazetecilik de, legal, illegal pek çok insanla çalıştım. İnsanlar bana 'Sen MHP'li misin?' diye sorardı eskiden, 'Hayır, ben vatanseverim' derdim. Zaten artık İşçi Partisi'yle MHP arasında da bir fark kalmadı ki. Vatansever olan herkes artık milliyetçi. MHP'nin dokuz doktrininin hepsi artık CHP'de de var, bunlar altı okla özdeşleşti. Artık birlik, beraberlik zamanı. Bu arada, Ergenekon'un da olması gerekiyordu. İtalya'da da, İspanya'da da oldu. Susurluk zamanında da Asala'ya karşı kullanılan kontrgerillalar, militanlar kendi içlerinde minik derin devletler yaratmışlardı. Ama derin devlet üç tane kabadayının bir araya gelmesiyle olacak kadar basit bir şey mi? Kendi aralarında uyuşturucudan nemalanmak istediler, kumarhane kurmak için gittikleri Kuşadası'ndan dönerlerken kaza geçirdiler. Ergenekon sürecinde de kendileri için nemalanmak üzere illegal yollara gidenler elekten geçecekler.

Peker'le Çakıcı'yı barıştırırım

Siz pek çok mafya üyesini de tanıyorsunuz. Alaattin Çakıcı'yla Nuriş'in vaktiyle atışmalarında kullandıkları acayip imge dünyası, 'Pokemon' gibi hakaretler ilgimizi çekmişti. Nasıl bir kafadır o?
İkisi de çok iyi arkadaşımdır, cezaevinden çıksınlar, onları barıştırmak istiyorum. Ama mafya başka bir şey, onlar kabadayı. Bence asıl mafya büyük sermaye, büyük tröstler. Onların yöntemleri mafyayı aratıyor mu? Ben yürekli delikanlılar olarak görüyorum diğerlerini, gururlarına dokunacak bir şey oldu mu racon kesebiliyorlar. Başkaları da kalemşorlarını, siyasetçileri, bürokrasiyi kullanıyorlar. Sedat Peker mi daha büyük mesela, Aziz Yıldırım mı? Tabii ki Aziz Yıldırım. Sedat Peker sokaklardan gelmiş bir insan, meslek öğrenmek, işadamı olmak istiyor aslında. Dans ederken çekilmiş bir fotoğrafı vardır, benim tanıdığım Sedat Peker o.

Gençken bir ara Polis Akademisi'ne girmişsiniz. Şimdi polis olarak düşünebiliyor musunuz kendinizi?
Hayır. O zaman da niye girdiğimi tam hatırlamıyorum. Elbette polislere de ihtiyaç var, o da bir meslek. Ama toplumun asayişini sağlamak için mücadele etmektense, asayişi bozan yerdeyim ben. Asayişi bozmayı tercih ederim ki asayiş berkemal olsun.

'Bülent Ersoy'la bir değilim, anarşistim'

Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi figürlere nasıl bakardınız gençliğinizde?
Zeki Müren'le bir kere görüşebildim, bana dedi ki 'Bülent Ersoy'dan intikamımı al'. Birbirlerini sevmezlerdi. Ben hepsini severim. Hümanist olmak lazım. Bülent Ersoy'un askerlik olayında söylediklerinde gerçeklik payı vardır ama toplum hazır değildi söylediklerine.

Siz daha ziyade Ebru Gündeş gibi mi düşünüyorsunuz?
Körfez Savaşı zamanında Kuzey Irak için kıyameti koparıyorlardı, ne oldu? Irak nerede, Kürdistan nerede? Rezalet diz boyu. Şu an beş tane önemli MHP'li orada iş yapıyor, bunların bir tanesi il başkanı. Nasıl içlerine sindiriyorlar bunu? Hiç olmazsa o tarihte olmuş olsaydı, Büyük Ortadoğu Projesi yerine, Büyük Türkiye Projesi gerçekleşirdi.

Bir yandan da Türkiye, 'Kürt yoktur' noktasından Kürtlerin dillerinde serbestçe yayın yapabileceği noktaya geldi. İki taraftan da bir sürü insan boşuna ölmüş olmadı mı?
Tabii. Zaten o Kenan Evren değil mi sola karşı İmam Hatip'leri çıkaran, din elden gidiyormuş gibi davranan? Demek ki o da zihniyet olarak değişmiş. Ben Bülent Ersoy haklıdır veya haksızdır demiyorum, söylediklerinde haklılık payı var diyorum. Bülent Ersoy'la bir değilim ben, ben anarşistim. Bu yerel seçimlerde aday olacağımı da söyleyeyim, DSP'den. Birçok hizmet verebileceğime inanıyorum. Belediye başkanlığı bir nevi genel müdürlük gibi, aynı zamanda benim siyasete bir adım atmam demek.
Kaynak: Radikal

Taglar: seyhan soylu gozaltina alinmadan once neler soyledi
mp3manken resmi kitap