Sevgiliye İki Kelam
Yakalanmıştım Hapislikte yatıyordum Dayanamayıp kör karanlık zindana Duvarlarını belalı başımla kanatmıştım İlk saatlerimde asaletin dur demişti bana Ve ben her tarafımı gülücüklerinle donatmıştım ... Karalanmıştım Hapislik çekiyordum Kâh voltama düşüp ikiye böldü gülüşün Kâh koynuma düşüp uykumu böldü salınarak gelişin Hiç zulam olmadı örneğin Ranzam soğuk olur diye Biri seni bulur diye Silüetini kahırlı göğsümde uyutmuştum ... Hırpalanmıştım Hapislikle hücremde yatıyordum Boyun eğmiyorum diye Çapulcuya namerde Asiliğimle kem göze batıyordum Dudağımda türküm ve tütünümle Yine seni özlüyordum Kapım açıldığında ben Gözlerimi kapatmış seni izliyordum İmzasız bir haber gelip beni buldu Okudum kanım dondu Her kelimesi hıçkırık doluydu Zaman şuramda burnumun ucunda durdu Ve o mektup beni can evimden vurdu Demek ikimizin de kaderi buydu Ben feleğin fena yanını nasılsa unutmuştum ... Yaralanmıştım Hapislikte vurgun yemiş yatıyordum İçim adaletsizce yanıyordu Yaram inadına ve gizlice kanıyordu Kaç zaman geçti hiç kımıldamadan Hiçbir sese nefese aldırmadan Uykusuz çaysız ve çaresiz Sensizliği yaşamayı öğreniyorum Ve bu öksüz yaramı Yandığım ateşin külüyle kapatmıştım ... Durulmuştum Hapislikle adam akıllı yatıyordum Biliyorsun deliydim sığmazdım zıvanama Zulmü koymadı bana Ne bu nemli sağır odanın Ne de eli sopalı ve aynalı gardiyanın Bir tek sensizlik koydu hapislikte bana Bir de dün akşam ıslak kirpiklerin değdi bu eski yarama Kirpiklerin ziyan aklıma düşüyor kapalı Gözlerinden iki damla yaş düşüyor ağır yaralı Oysa gözlerin deli fişekti Ve bir çift mavzer namlusu gibi bakardı Ya saçların Avcı vurgunu bir ceylan yelesi gibi Taze bahar sabahında Sanırsın sümbül dağının iki yakasında Mor menekşeli yanağına değer Ve beni iliklerime kadar yakardı Şimdi senden ayrı düştüm işte Seni yaşamak kaldı rüyada düşte Seni sevmek artık yürümeyi denemektir yalınayak güneşte Seni sevmek böyle yanmaktır küllenen ateşte Seni sevmek öyle bir şeydir işte...
Kars - Mart 1994 |
|