Sen Gökyüzüne Bakar mısın?
Pes etmek değil vazgeçmekti bu Sadece isyan borcu kalmış bir vicdan rütbesinde Yarayı iyileştiren bir kan gibi aktı. Aktıkça acı veren, iyileştikçe öldüren Gönlünün kirli zirvesinde alçaldı.
Ama o da dayanamadı. Dayanacağım, unutacağım... dedi. Nasıl hatırladın söyle? Nasıl unutabilirdim söyle? Utanmaya korktuğum vakitlerim vardı. Sorularım kaldı hafızamda çoktan sorulmuş Unutmaya cesaretim hiç olmadı
Yine bir düşüş ayrılığında bazı şeyler hâlâ eksik bir hayal kıvamında kaldı Özlemeyi bırakıp özlem çekmeye başlayan Ve kırgın bir hüzün taşıyan kapkara bakışlarında Yalnızlığın bir adı bir anlamı olmalıydı.
Şimdi söyle, nasıl hatırladın, Nasıl unuttun?
Gözlerim hâlâ çıplak ve üryan sırlarında saklıyken Belki de yanlış yerde, Yanlış bir el tutuşmasında soğudu bakışların Ama parmak izi kalmış her tende Eski sevdaya küsen yeni bir inkâr vardı.
Sen gökyüzüne bakar mısın, Senin de yıldızın var mıdır?
Zamanı çoktan geçmiş bir zaman diliminde Sen de benim gibi yaklaştın mı hiç sonuna BİR İlk sevdanın ilkbaharında?
|
|