Sabih Kanadoğlu
Sabih Kanadoğlu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 20.5.1938 tarihinde Menemende doğmuştur. Kabataş Erkek Lisesini bitirmiş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1959 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Çubukta yedeksubay piyade asteğmen ve teğmen olarak yapmıştır. Burhaniye Hakim Adayı olarak mesleğe başlayan Kanadoğlu, sırasıyla Orhaneli ve Erzurum Cumhuriyet Savcılığı, Bingöl Sulh Hakimliği, Tokat ve Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, İzmir Ceza Hakimliği ve Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi ile Adli Yargı Adalet Komisyonu görevlerinde bulunmuştur. "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Hukuku" adlı eserinin yanısıra çeşitli yerlerde yayınlanmış makaleleri bulunan ve 19.07.1984 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Sabih Kanadoğlu, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 26.12.1994 tarihinde ilk kez 28.12.1998 tarihinde de ikinci kez Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesi Başkanı iken, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından 19.12.2000 tarihinde Cumhurbaşkanınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilmiştir.
GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 12 HAZİRAN 2001
Bugün Faziletin Karar günü Turan YILMAZ Hürriyet 12 Haziran 2001
Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesinin 8 Mayıstaki gizli oturumunda şunları söyledi: ‘‘Kapatılan bir partinin başka bir ad altında kurulmasına, aynı anayasanın göz yumarak kurma eylemini yaptırımsız bıraktığını kabul etmek olanaklı değildir. Zira, anayasa abesle iştigal etmez. Kurulamaz buyurucu hükmünün somut olayda uygulama olanağı vardır ve Kurulursa ne olur? sorusunun tek yanıtı, Temelli kapatılır olacaktır.’’
Hürriyet, yarın karar oturumları başlayacak FP ile ilgili kapatma davasının bugüne kadar gizli tutulan en kritik belgesini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlunun Anayasa Mahkemesindeki en son sözlü mütalaasına ilişkin tutanağı açıklıyor. Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesinin 8 Mayıs tarihli gizli oturumundaki mütalaasında, şöyle dedi:
ANAYASA ABESLE UĞRAŞMAZ
Bu esasların, devletin ve demokratik laik cumhuriyetin yaşama koşulları olduğunda kuşku yoktur. Anayasa koyucu bu koşulları tehlikeye düşüren siyasi partilerin temelli kapatılacağını hükme bağlayarak, bu tür partilere yaşam hakkı vermemiştir. Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri nedeniyle anayasa hükümleri gereğince temelli kapatılan bir partinin başka bir ad altında kurulmasına, aynı anayasanın göz yumarak kurma eylemini yaptırımsız bıraktığını kabul etmek olanaklı değildir. Zira, anayasa abesle iştigal etmez. Kurulamaz buyurucu hükmünün somut olayda uygulama olanağı vardır ve Kurulursa ne olur? sorusunun tek yanıtı, Temelli kapatılır olacaktır.
YÜKSEK MAHKEME GÖZ YUMMAZ
Kapatılan bir partinin bir başka ad altında kurulmasıyla bozulan anayasal düzenin, kapatma kararı verilerek bu parti kurulmadan önceki hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde laik cumhuriyet ilkelerine aykırı davranışta bulunduğu yüksek mahkemeniz tarafından tesbit edilen ve bu nedenle temelli kapatılan bir siyasi partinin, bir başka ad altında, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu laiklik ilkesinin ortadan kaldırılmasını bir devamlılık eylemi içerisinde bozmaya çalışmasına yüksek mahkemenizce göz yumulacağını kabul etmek gerekir ki, bunun kabulüne ne hukuken, ne vicdanen, ne mantıken imkan bulunmamaktadır.
KAPATILMASINI İSTİYORUM
Anayasanın 69uncu maddesinin 7nci fıkrasında, yüksek mahkemeniz tarafından tememli kapatılan bir partinin başka bir ad altında kurulamayacağı buyurucu hükmüne rağmen FPnin adeta kapatma davasının sona erme aşamasında bir yedek parti olarak kurulduğu ve gerek teşkilatlanması, gerek kuruluş şekil ve biçimi, gerekse iki parti arasındaki fikir, söylem ve eylem birliği nedeniyle temelli kapatılan RPnin başka bir ad altında örgütlenmiş biçimi, başka bir deyimle devamı olduğunda kuşku duyulmamaktadır. Bunun yaptırımı yüksek mahkemenizin doğrudan uygulanması mümkün 69uncu maddenin 7nci fıkrasını uygulamasından ibarettir. Bu uygulandığı anda, temelli kapatılan bir partinin bir başka ad altında kurulması önlenecek ve laik cumhuriyet korunacaktır. Bu nedenle FPnin yüksek mahkemeniz tarafından temelli kapatılan RPnin bir başka ad altında kurulmuş bir örgüt olduğu inancıyla anayasanın 69uncu maddesinin 7nci bendi gereğince temelli kapatılmasına karar verilmesini talep ediyorum.
Bu parti hukuka karşı hiledir
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesindeki gizli görüşmede, FPnin RPnin devamı olduğunu da belirterek, şöyle konuşuyor: ‘‘RP ile FP arasında kuruluş, örgütlenme şekil ve biçimi, fikir, söylem ve eylem birliği açısından ‘devamlılık ilişkisi bulunmaktadır. FP, RPnin Genel Başkanı Necmettin Erbakanın avukatı İsmail Alptekinin başkanlığında kurulmuş, RP dönemindeki yöneticiler FPde de görev almıştır. İki parti arasında türbanla ilgili ortak görüşlerde olduğu gibi, söylem birliği de vardır. FPnin, RPnin devamı olmadığı yönündeki savunması, hukuka karşı yapılan hilenin ve kendi deyimeleriyle hukuku dolanmanın anayasa yargısındaki tipik örneğidir.’’
2 VEKİLLİK DÜŞÜRÜLSÜN
Kanadoğlu mütalaasında, kapatma kararı verilmesi halinde FP’lilere yönelik yaptırımlarla ilgili ek iddianamedeki taleplerinde de değişikliğe giderek, kapatma halinde sadece partinin iki kurucu milletvekili İsmail Alptekin ve Mehmet Özyolun milletvekilliklerinin düşürülmesini istedi.
Mahkemede karar günü
FP ile ilgili, iki yılı aşkın bir süredir devam eden kapatma davasında sona gelindi. Anayasa Mahkemesi, FP ile ilgili kararını vermek üzere yarın toplanıyor. Yarınki oturumda karar çıkmaması halinde, yüksek mahkeme karar verinceye kadar oturumlarına aralıksız devam edecek. RPnin 16 Ocak 1998de kapatılmasından 1 ay önce 17 Aralık 1997de Erbakanın avukatı İsmail Alptekinin başkanlığında kurulan ve daha sonra Recai Kutanın liderliğinde yoluna devem eden FP ile ilgili kapatma davası 7 Mayıs 1999da açıldı. Emekli olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 7 sayfalık iddianamesinde suç odağı haline gelmek ve kapatılan bir partinin devamı olmak iddialarıyla FPnin kapatılmasını istemişti. Savaş, o tarihte FPden istifa etmiş olan Aydın Menderes dışındaki FPlilerin tümünün milletvekilliğinin düşürülmesini de istedi. Savaşın bu talebi olası bir erken genel seçimi gündeme getirebileceği endişesiyle özellikle hükümet kanadında büyük rahatsızlık yarattı.
Anahtar Kelimeler:Sabih Kanadoğlu biyografisi,Sabih Kanadoğlu hayatı,Sabih Kanadoğlu özgeçmişi, Sabih Kanadoğlu geçmişi
|
|