Günün Sözü: Kim oldugunu öyle bir haykiriyor ki; ne dedigini duyamiyorum. (Ralph Waldo Emerson)

Tarih:

29 Ağustos 2008 Cuma 08:28:39
Ana Sayfa - Forum - Şiirler - Rüya Yorumları - Akorlar - Bilişim Haberleri - Spor Haberleri - Biyografiler - Burçlar - Fikralar - Komik Yazılar - Programlar - Sinemalar - Koca Kafalar - Mp3ler -
Sohbet - Yemekler - Magazin - Yabancı Şarkı Sözleri - Türküler - Şarkılar - Videolar - Canlı Tv - Mankenler - Oyun Oyna - Program İndir - Resimler - Kadınlara Özel - Sağlık - Astroloji - Haberler
Kategori Ana Sayfa
Son 20 Biyografi
Abbas Sayar
Abbas Vesim Efendi
Abdi İpekçi
Abdi Paşa (nişancı)
Abdulla Latifzade
Abdullah Aymaz
Abdullah Özkan
Abdullah Cevdet
Abdulvahap Kara
Abdurrahim Karakoç
Abdurrahman Avtorhan
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Kadrizade
Abdurrahman Küçük
Abdurrahman Şeref
Abdurraim Altanlı
Abdülbaki Gölpınarlı
Abdülhak Hamit Tarhan
Abdülhak Şinasi Hisar
Abdülhakim Arvasi
Rastgele 20 Biyografi
Selahattin Adil Paşa
Fahri Atasoy
Selim Sırrı Tarcan
Ökkeş Şendiller
Kazım Yaşar Kopraman
Bayezîd-i Bistamî
Cumhur Asparuk
Cengiz Dönmez
Kaya Çilingiroğlu
Hilmi Çelik
Azimbek Beknazarov
Haydar Baş
Vartan İhmalyan
Sedat Simavi
Nabi Avcı
İsmet Binark
Alper Orhon
Cengiz Han
Burak Fazıl Çabuk
Fikret Otyam
 
Robert Anhegger


Bedri Rahmi ve Sabahattin Eyüboğlunun kardeşi Mualla Eyüboğlunun eşi olan Dr.Robert Anhegger 27 Mart 2001 tarihinde öldü.


HAKKINDA YAZILANLAR

*İstanbul Goethe Enstitüsü’nün 40 yıllık bir geçmişi vardır. Türk-Alman kültür ilişkilerini tekrar canlandırmak ve yetişkinler için dil kursları vermek amacıyla 1955 yılında Türk-Alman Kültür İşleri İstişare Kurulu kuruldu (bugünkü ismi Türk-Alman Kültür İşleri Kurulu Derneği’dir). Kuruluşundan bir yıl sonra ilk enstitü müdürü olan Dr. Robert Anhegger’i Federal Almanya Cumhuriyeti Başkonsolosluğu Kültür Dairesi yöneticisi, İstanbul’da dil kursları organize etmekle görevlendirdi. Kurs yeri olarak Alman Lisesi tahsis edildi.


*ROBERT ANHEGGER - HALİL İNALCIK: Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani (II. Mehmet ve II. Bayezid Devirlerine Ait Yasakname ve Kanunnameler).

*Doğan Apartmanı

Figen Nalan Özkan
star.com.tr/ şehir rehberi

Galata Kulesine çıkan sokakların birinde romantik, çekici, kollarını "U" şeklinde Boğaza açmış, 6 katlı, 49 daireli, avlulu, teraslı bir apartman var. Mimarı belli değil ama hayat hikayesinin inişli çıkışlı olduğu biliniyor ve tamı tamına 105 yaşında...


Kimler yok ki o apartmanda... Türkiyenin ilk kadın mimarlarından Mualla Eyüboğlu ve Türkolog Robert Anhegger çifti, araştırmacı-yazar Rasih Nuri ve Bedia İleri , İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, ressamlar, edebiyatçılar....
Şehrin keşmekeşinden kaçmak, geçmişi kıyısından köşesinden yakalamak için şöyle bir Galata yapmanız yeterli. Bu semtin ara sokaklarını keşfetmek, değişik renkleri, ruhları, hikayeleri yakalamak, o üzerine sinmiş tarihi dokunun kokusunu içimize çekmek... Her bir sokak başka bir sürprize kaynaklık eder.

İşte Galatada Doğan Apartmanı da insanın gönlüne bir ateş gibi düşer. Her Beyoğluna çıkışımda beni o gizemli avlusuna çekiverirdi. Doğan Apartmanına uğramadan geçemez oldum. Sevdiklerimi götürdüm, tanıştırdım onunla. Doğan Apartmanından dostlar edindim. Onlarla bir başka mekanda değil, o apartmanda ve kendi evlerinde görüşmek istedim hep. O büyülü dünyanın birer parçasıydılar çünkü. Avlusunda uzun uzun oturdum, rüyalara daldım...

Dışardan baktığımda, yeşil panjurlu, kocaman bir apartman görmüştüm, içeri girdiğimde ise bir rüya. Her bir penceresinde zaman takılıp kalmıştı. Bir o yana bir bu yana, ileri geri... Kocaman bir avlu, avluyu sarmalamış taş duvarlar, duvarlarda gene yeşil panjurlu pencereler, çiçekli eski zaman balkonları ve gökyüzü. Nasıl da merak etmiştim bu dev binanın hikayesini.

Kimler oturmuştu, kimler oturuyordu... Çaldığım ilk kapı, araştırmacı-yazar ve şair Suphi Nuri İlerinin oturduğu dairenin kapısı. Zaten avluda karşılaştığım kızı Esin o güler yüzlü ifadesiyle "babam size her konuda yardımcı olur. Buradan 4 numaralı daireye çıkın" demişti.

Doğan Apartmanını ilk kez araştırmacı yazar Rasih Nuri İleri, 21 yıl önce, burada oturan eski dostu Mualla Eyüboğlunu ziyarete geldiğinde keşfetmiş.
Birkaç gün sonra da oğlu Suphiyi bu muhteşem binayı göstermek için götürmüş. Şans bu ya kaytan bıyıklı kapıcı yolunu kesip "ne aradığını" sorunca, o da binayı oğluna göstermek istediğini söyleyip, "Burada satılık daire var mı" deyivermiş; ve şimdiki oturdukları daireyi göstermiş kapıcı. O daireyi de satın almış zaten.

O bir aşk
Suphi Nuri İleri için Doğan Apartmanı bir aşk. "Aşkı, evet aşktı ve hala da aşığım bu apartmana" derken gözleri parıldıyor. O, bu apartmanda ölmek istiyor. "Burayı görüp de hayran kalmamak mümkün mü?" diyor bize Doğan Apartmanını ve manzarayı göstererek. Ve hemen ekliyor: "Aradığım İstanbulu buldum burada."

Ahmeti de Suphi Nuri İlerinin evinde tanıdık. O, bütün ailesini savaş sırasında kaybetmiş, tek başına kalmış bir Somalili. Ama Galatada, Doğan Apartmanında hayat yeniden filizlenmiş onun için. Tıp eğitimi için geldiği İstanbulda ekonomik koşullar nedeniyle marangozluk ve boyacılık yapmak zorunda kalmış, ama hayata karşı o kadar dirençli ki, aynen Doğan Apartmanı gibi her türlü olumsuzluğa karşı dimdik ayakta. İlerilerin evinde onlara yardım ediyor. "Kendime bir baba, anne ve kız kardeş buldum" diyor. Galatayı da çok renkli buluyor: Çingeneler, Araplar, Etiyopyalılar, Nijeryalılar, Senegalliler...

Esin İleri, bu apartmanın pırıl pırıl gençlerinden biri. Tıpkı Doğan Apartmanı gibi gururlu, mağrur, cana yakın. Piyer Loti Lisesinde okuyor. O kendini bir İstiklal Caddesi çocuğu olarak tanımlıyor. Başka bir yerde yaşaması mümkün değil. Doğan Apartmanı ise onun için çok değerli. Anneannesi, büyükbabası ve ailesi orada. "Togay var. Reklamcı. Canım sıkılınca hemen ona kaçarım. Benim sığınağım. Doğan Apartmanının çehresi değişti. Burası gibi kozmopolit bir yerde altın günleri yapmak ters geliyor" diyor.

xxxxxxxxxxxx

Türkleşmiş bir Alman: Robert Anhegger
Beşir Ayvazoğlu
Zaman 9 Mayıs 2001

Robert Anheggerin ölüm haberini nasılsa kaçırmışım. Geçen ay ölen bu değerli "Alman Türkü" için, danışma kurulunda yer aldığı ve birçok yazısını yayımladığı Tarih ve Toplum dergisinin yeni sayısında bir dosya hazırlanmış. İlber Ortaylı, Rasih Nuri İleri ve Fahri Aralın yazılarından oluşan bu dosyada, Anheggerin de "Evangelinos Misailidis ve Türkçe Konuşan Dindaşları" başlıklı eski ve önemli bir yazısı yer alıyor.

Yıldızı Nazilerle barışmadığı için 1935 yılında ülkesini terk etmek zorunda kalan ve ömrünün büyük bir kısmını haymatlos olarak Türkiyede geçiren, bu arada bir Türkle, Mualla Eyüboğluyla evlenen Anhegger, kendini "Türkleşmiş bilinçli bir Alman" olarak görüyordu. Viyanada doğmuştu ve niyeti aslında madencilik okumaktı. Ancak şartlar onu Balkanistik tahsili yapmaya zorladı. Bununla beraber madencilik hevesi büsbütün sönmemişti. 1942de tamamladığı ve Zürich Üniversitesine sunduğu doktora tezinde bu hevesiyle uzmanlık alanı şaşırtıcı bir biçimde bir araya gelmişti: "Osmanlı İmparatorluğunda Maden İşletmelerinin Tarihi Üzerine."

Anhegger, Balkanlarda Osmanlı gerçeğiyle yüz yüze gelmiştir. Balkanistik çalışırken, bu bölgeyi altı yüz yıl idare eden Osmanlı gerçeğiyle ve Türk kültürüyle karşılaşmamak imkansızdır. İlber Ortaylı Tarih ve Toplumun yeni sayısında ikinci defa yayımlanan "İçimizden Biri" başlıklı Robert Anhegger portresinde, Türkçeye ve Türk kültürüne Balkanistik yoluyla giren araştırmacıların, bu alana Arapça ve Farsçadan sonra yönelenlere göre daha gerçekçi olduklarını, yani oryantalistik kalıplardan ve kavramlar yumağından uzak durmayı başardıklarını söylüyor. Robert Anhegger gibi.

Savaş şartları ve ilgi duyduğu konular, Anheggeri 1940larda Türkiyeye sürüklemişti. Özel Almanca derslerinden musahhihliğe ve redaktörlüğe kadar bir yığın iş yaparak ayakta kalmaya çalıştı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünde görev yaptı. Dostlar edindi. Bir yandan da yakın dostu Prof. Andreas Tietzeyle Türk dili, tarihi ve folkloru üzerine çalışmaya devam ediyordu. Aynı yıllarda Halil İnalcıkla birlikte, İlber Ortaylıya göre "Osmanlı tetkiklerinin temel eserlerinden biri" olan Kanunname-i Sultanî, ber-muceb-i Örfî Osmanînin gün ışığına çıkmasını sağladı.

1949 yılında, diğer Alman hocalarla birlikte üniversitedeki aktif görevinden ayrılan Anhegger, artık "Türkleşmiş" bir Almandı, dostları ve eşi tarafından akrabaları vardı; bunun için Türkiyeyi terk etmedi. Çeşitli kurumlarda görev yaptı. 1961den itibaren yedi yıl boyunca İstanbul Goethe Enstitüsünü yönetti. İstanbuldaki ilk önemli sanat galerilerinden biri olan Maya Sanat Galerisini o kurmuş ve öncü Türk ressamlarına açmıştı. Geniş bir sanat kültürüne sahipti.

İlber Hocanın sözünü ettiğimiz Anhegger portresindeki şu tespitleri çok önemlidir:
"[...] kimsenin el atmadığı bazı alanlarda öncü araştırmaları olan bir Türkologdur. Osmanlı İmparatorluğu içindeki halkların ayrı hücrelerde değil, iç içe yaşadıklarını görüp aralarındaki kültür alışverişini, ürünlerini bu açıdan tedkike yönelmiştir. Özellikle Türkçe konuşan Ortodokslar, yani Karamanlılar üzerindeki bazı bilgileri ona borçluyuz [...] Missailidisin Temaşa-i Dünya adlı eserini Vedat Günyolla birlikte Latin harfleriyle yayımlamış ve bu eser ile Karamanlı ağzı üzerinde etraflı tetkiklerini özetlemiştir. Anhegger, Balkanlar ve Rumelideki Osmanlı mimarîsi ve geniş alandaki Türk kültürünün evreleri ve etkileşimi üzerinde de ilginç makaleler yazmıştır."

Son yıllarını yaşadığı Hollandada da Türk kültürü üzerindeki çalışmalarına aynı heyecanla devam eden Anheggerin gençliğinde sosyalist olduğu anlaşılıyor. Türkiyede bu kimliğini hiç ön plana çıkarmamakla beraber yakın çevresinde solcu aydınların ağırlıkta olduğu bir gerçektir. Keşke bütün sosyalist aydınlar bu "Türkleşmiş Alman"ı örnek alıp Türk kültürüne onun kadar hizmet edebilselerdi; o zaman başımız üstünde yerleri olurdu.
Robert Anheggeri saygıyla anıyorum. Toprağı bol olsun.

b.ayvazoglu@zaman.com.tr
Anahtar Kelimeler:Robert Anhegger biyografisi,Robert Anhegger hayatı,Robert Anhegger özgeçmişi, Robert Anhegger geçmişi
Fikret Otyam
Forumlardan
Forumda Bu Ayın En çok mesaj atan üyesi olun 100 Konturu kazanan siz olun.
Radyo Dinle
Reklamlar
Yazı
2008 yılında çok farklı olacagız.
Copyright 2008 Geyik Merkezi Tüm .Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanamaz. Ödevler
DNA, or deoxyribonucleic acid,For example, is the fundamental building, individual's entire genetic makeup block for an Further, a person's DNA is the same in every cell.the DNA in a man's blood is the same as the DNA in his skin cells. It is a component of virtually every cell in the human body. semen, and saliva. comics poem
eXTReMe Tracker