|
|||||||||
|
Ana Sayfa -
Forum -
Şiirler -
Rüya Yorumları -
Akorlar -
Bilişim Haberleri -
Spor Haberleri -
Biyografiler -
Burçlar -
Fikralar -
Komik Yazılar -
Programlar -
Sinemalar -
Koca Kafalar -
Mp3ler -
Sohbet - Yemekler - Magazin - Yabancı Şarkı Sözleri - Türküler - Şarkılar - Videolar - Canlı Tv - Mankenler - Oyun Oyna - Program İndir - Resimler - Kadınlara Özel - Sağlık - Astroloji - Haberler
|
|||||||||
|
HAKKINDA YAZILANLAR Siyasetin full-time kulisçisi GİLA BENMAYOR Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi Dünyanın bir ucundaki işkolik babanın, Ankaradaki bacak kadar oğlundan medet umması kadar hoş birşey olabilir mi? ELLERİNİ saçlarına daldırıp, parmaklarıyla şakağındaki milimetrik bukleleriyle oynayan bir adam pekálá hayalperest olabilir. Olmayabilir de. Muharrem Sarıkaya konusunda kararsızım. Çünkü onu ne zaman saçlarının kıvrımlarıyla oynarken gördüysem, kafasını kurcalayan genellikle işiyle ilgili bir sorundu. Ürdünde öyleydi. Hindistanda da. Davosta da. Ya ‘‘nasıl manşetlik bir haber çıkartırım’’ derdindeydi ya da ‘‘filancayı nerede kıstırıp, nasıl konuştururum’’ diye şeytanca planlar tasarlıyordu muhtemelen. Muharremin işkolizminin diğer bir belirtisi, gözlerini bir noktaya sabitleştirerek dalıp gitmesidir. Bu duruma da epeyce tanık oldum. ‘‘Vah, vah... Adamcağız Calcuttanın sefil insanlarını ve sokaklarını aklından çıkartamıyor’’ diye üzüldüğünüz anda pat diye bir soru: ‘‘Başbakan Ecevit, Tagoreun evine giderken kimi alacak yanına?’’ Ardından ok gibi yerinden fırlayarak o an aklına gelen sorunun cevabının peşinden koşan bir adam. ‘‘Muharrem nereye?’’ Az sonra karşınıza dikilen Muharremin yüzünde mutlu bir gülücük varsa, anlarsınız ki istediğini mutlaka elde etmiştir. Onunla her yolculukta, hep aynı tatsızlığı yaşadık. Dizüstüne alelacele yazılan haberleri nedense gazeteye ulaştırmak mümkün olmuyordu... Teknoloji özürlü olduğumu itiraf ediyorum... Ama ya Muharrem? Bilgisayarı neredeyse gözü kapalı kullanmak, benim için bir bilinmezler yumağı olan bu dünyadaki yenilikleri günü gününe takip etmekle övünen Muharrem? Bir keresinde dizüstünün tuşlarını, telefon fişlerini epeyce kurcaladıktan ve aradaki santralle boğuştuktan sonra, sinirden kıpkırmızı bir yüzle otel odasını arşınlarken ‘‘Ah keşke Can burada olsaydı’’ dediğini duydum. Can, Muharrem ile Mehtapın biricik oğulları. Muharreme bakarsanız Can gerçek bir bilgisayar üstadı. Hürriyetteki tüm bilgisayar mühendislerini cebinden çıkartacak kadar becerikli ve zeki. En çetrefil elektronik sorunların üstesinden gelecek kadar usta. Sorarım size; dünyanın ta bir ucundaki işkolik bir babanın, Ankaradaki bacak kadar oğlundan medet umması kadar hoş birşey olabilir mi? Gün boyunca haber kovaladıktan sonra Muharrem ile akşam yemekleri pek keyiflidir. Boğazına düşkün olduğu için neyin, nerede yenileceğini iyi bilir. Bir de pazarlıkta üstüne yoktur. Ama onu dinleyen kim? ‘‘Muharremcim sen haklıydın. Hindistandan aldığımız o paşminalar hem gerçek kaşmir değildi, hem çok pahalıydı.’’ Anahtar Kelimeler:Muharrem Sarıkaya biyografisi,Muharrem Sarıkaya hayatı,Muharrem Sarıkaya özgeçmişi, Muharrem Sarıkaya geçmişi Valois |
|
||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||