Kırın Aynaları
Kırın aynaları, bütün aynaları kırın Her defasında yüreğimi param parça eden Her defasında bana beni hatırlatan Yaşadıklarımı tokat olup yüzüme çarpan Af nedir bilmeyen, unutmak nedir bilmeyen aynaları
Geceleri gözümü kapıyor, unutuyorum her şeyi Kazandıklarımı, kaybettiklerimi Alacaklarım, vereceklerim Kinim, nefretim, Sevdiklerimi unutuyorum sonra, beni sevenleri, Aşkımı bile unutuyorum.
Hiçbir şey yaşamamış gibi, uyanıyorum sonra Derin bir oh! Çekiyorum; Bir an pencereye koşuveriyorum. Perdeler geriliyor gibi karşıma, Aldırmıyorum, güneşe hasretçesine, Kenara itiveriyorum onları
Güneş yüzüme gülümsüyor gibi Kuş cıvıltılarını işitiyorum sonra Cıvıltılar arasında güneşin o tatlı ışığı Tekrar bir oh! Deyivermek geliyor içimden Bir an işte bu benim, benim hayatım bu diyorum
Uzun sürmüyor Dönüyorum arkama Uzun uzun bakıyorum odama Bu kez eşyalarım farklı bakıyor bana Bir an irkiliyorum Yatağım, gardrobum... Sonra aynam
Aynam hepsinden sert duruyor Yatağımın hemen yanına Büstünün üstüne kurulmuş gibi Asilce oturuyor koltuğunda sanki Ustaca yapıyor bunu her sabah
İki adım sonrası karşısındayım Kaşlarını çatıyor Çok acımasızca Kendini saklayamasın diyor sanki İşte o an gerçekten uyanıyorum
Çocukluk anılarımı sergiliyor karşıma Sevdiklerimi sonra Üzdüklerimi Ve en acımasız fotoğraflarımı Gözlerim doluyor, boğuluyor gibi oluyorum Karanlıktan korkmuş çocuk gibi, Atıyorum kendimi yatağa. Yorganım saklıyor beni. Yine diyorum açacağım yorganımı Yine hayal olacak onlar diyorum
Tekrar dönüyorum pencereme. Bu kez güneş, sertçe bakıyor bana Sonra çığlıklar Bunlar az önceki kuşlar, Meğer bana isyanları imiş; O sesler.
Korkulu ama kızgın, Üzgün ama yine de hırçın, Dönüyorum aynama. O her şeyi mahvetmesine rağmen, Kıs kıs gülüyor sanki bana
O an doluyorum, İlk gördüğüm şey sandalye Günlerce yaptığı işkencenin Hesabını soruyorum ona sanki;
Aynam paramparça Ve ben savaş sonrası bitkinliğinde Yığılıyorum yatağıma...
|
|