Ahmed(2.)


Osmanlı sultanlarının yirmibirincisi ve İslam halifelerinin seksenaltıncısı.

Saltanatı: 1691-1695
Babası: Sultan İbrahim Han - Annesi: Hatice Muazzez Sultan
Doğumu: 25 Şubat 1643 Vefatı: 6 Şubat 1695

Sultan İbrahim Hanın üçüncü oğludur. 1643te Edirnede dünyaya geldi. İyi bir tahsil gördü. Arabî ve Farisîyi mükemmel bir şekilde öğrendi. Biraderi II. Süleymanın yerine 21 Haziran 1691de tahta çıktığı zaman 49 yaşındaydı. Ahmet Hanın cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana muhasarasını takip eden harplerle meşguldü.

Sultan II. Ahmet Han, tahta çıktıktan sonra ilk olarak; Avusturya üzerine giden serdar Fazıl Mustafa Paşaya ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi. Fazıl Mustafa Paşa, 20 Temmuzda Belgrada ulaşan Osmanlı ordusunu, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve harp meclisinin kararına aykırı olarak Petervaradin önlerinde bulunan Avusturya ordusu üzerine sürdü. Tisa suyunun Tunaya karıştığı Salankamen mevkiinde, şiddetli geçen harbin ilk anlarında Osmanlı ordusu üstün durumda iken serdarın vurularak şehit düşmesi üzerine, vaziyet Osmanlılar aleyhine döndü. Böylece Salankamen savaşı kaybedildi. Bu savaşta tarihçilerin; alim, dindar, alicenap vakur ve adil bir kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi bir devlet adamı ve komutan olan Fazıl Mustafa Paşanın şehit düşmesi, Osmanlılar için en büyük kayıp olmuştur.

Salankamen hezimetinden sonra, Lipva ve Varat kaleleri Avusturyalılar tarafından işgal olundu. Durumu müsait gören Lehistan kuvvetleri Kamenice kalesini muhasara edip, İsakçı civarına kadar geldiler. Ancak serdarı Kahraman Paşa tarafından bozguna uğratıldılar. Venedikli vali Morosunu Girite asker çıkarıp, Hanya kalesini muhasara etti ise de İsmail Paşanın kahramanca müdafaası sayesinde adadan ayrılmak zorunda kaldı.

1693 yılında Avusturyalılar Erdel üzerinden Eflak ve Boğdana tekrar taarruza başladılar. Yanovayı işgal eden düşman kuvvetleri, Belgredı muhasara ettiler. Ancak sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa süratle gelerek Yanovayı aldı ve Belgradı muhasaradan kurtardı. Osmanlı ordusunun kısmi başarılarına rağmen Avusturyalıların taarruzları bitmek bilmiyordu. Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermek istemeyen Venedikliler de devamlı saldırı halinde idiler. Nitekim serdar-ı ekremin Varadin muhasarasında olduğu bir sırada Malta, Floransa ve Papalık filolarından müteşekkil bir Venedik donanması Sakız adasını işgal etti. Bu haber Sultan II. Ahmet Hanı çok müteessir etti. Padişah, bu üzüntüsünü vezir-i azam Sürmeli Ala Paşaya gönderdiği hatt-ı hümayunda "Madem ki Sakız düşman elindedir, bütün Engürüs (Macaristan) memleketini fethetsen makbulüm değildir." diyerek bildirdi. Ayrıca sadrazam Edirneye gelince; "Eğer bu kış Sakız geri alınmazsa, bütün reisleri katlederim." diyerek emrini bildirdi.

Bu emir üzerine 1695 yılı ilk günlerinde İstanbuldan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezemorta Hüseyin Paşanın büyük kahramanlığı sayesinde Sakız boğazındaki Koyun adaları mevkiinde Venedik donanmasına büyük zayiat verdirdi. Venedikli amiral, gemisiyle birlikte sulara gömüldü. Koyun adaları zaferinden sonra, Türk donanması Sakıza asker çıkarıp adayı kolayca ele geçirdi. Ancak Sultan II. Ahmet Han Sakızın fetih haberini alamadan elli iki yaşında Edirnede hayata gözlerini yumdu (6 Şubat 1695).

Çok merhametli ve vatanperver olan II. Ahmet Han, hasta olduğu zamanlarda bile, devlet işlerinden asla el çekmezdi. Zaman zaman kıyafetini değiştirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerlere emirler verirdi. İslamiyete hizmet hususunda derin bir mesuliyet hissi içinde hareket ederdi. Tahta çıktığı zaman söylediği; "Ben saltanata talip değildim. Allahü teala fazl u kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem." şeklinde sözleri onun nasıl manevi bir mesuliyetle devlet reisliğini kabul ettiğini anlatmakta ve milletine hizmet duygusunun derinliğini göstermektedir.

Sultan II. Ahmet Han, bir mesele hakkında uzun uzun düşündükten ve bilenlerle istişare ettikten sonra karar verirdi. Sanatkarları korur, onlara değer verir, daha iyiye ve daha güzele yönelmeleri için çalışırdı. Hattat olup hattı güzeldi. Kuran-ı Kerimlerin yanında başka kitapları da yazarak çoğaltırdı. Aynı zamanda şair olan Sultan Ahmet Hanın kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir.
Anahtar Kelimeler:Ahmed(2.) biyografisi,Ahmed(2.) hayatı,Ahmed(2.) özgeçmişi, Ahmed(2.) geçmişi
Taglar: ahmed2
mp3manken resmi kitap