ACUN ILICALI, İNTERNET HABERLERİNDE DE TIK’LANMA REKORUNA KOŞUYOR!
Acun Ilıcalı başarılarıyla gündeme gelmeye devam ediyor... Ekranda reytingleri süpüren Acun Ilıcalı, internet'te de TIK'lanma rekorlarını eline geçirmeye devam ediyor... ACUN ILICALI'NIN MÜTHİŞ YAŞAM ÖYKÜSÜ - Sizi daha yakından tanıyarak başlayalım… Benim annem ve babam Erzurumlu ve ikisi de Ziraat Mühendisi. Baba tarafım Erzurum'un sayılı zenginlerinden. Mesel İsmet İnönü, Kurtuluş Savaşı döneminde dedemlerin evine gelip kalmış. Çok köklü bir aile. Anne tarafım ise memur ailesi. Öyle varlıklı değiller. Neyse bizimkiler üniversitede okurken tanışıyorlar ve ailelerinin karşı çıkmasına rağmen evleniyorlar. Daha sonra işleri Edirne'ye yerleşiyorlar. Dolayısıyla ben 1969 yılında Edirne'de dünyaya geldim. Hatırlıyorum da çok yaramaz bir çocuktum. Tam bir sokak çocuğu… Benim çok roman arkadaşlarım vardı. Bu yüzden sigara içmeye ilkokul beşinci sınıfta başladım. Acayip bir şeydim yani. - Tek çocuk musunuz? Hayır. Benden iki yaş büyük Ömer adında bir ağabeyim var. O okul birincisi, sakin, örnek bir çocuk. O Edirne'de İtalyan Lisesi'ni kazanan tek öğrenciydi. Yani birbirimizle hiç alakamız yoktu. Ama onun başarılı olması benim üzerimdeki baskıyı her zaman artırmıştır. Ailem için ben de onun kadar başarılı olmalıydım. - Oldunuz mu? Evet… Hiç kimsenin beklemediği bir şeydi ama ben Kadıköy Anadolu Lisesi'ni kazandım. Ama çok parlak bir öğrenci değildim. Bunun bir sebebi de ilkokula 5 yaşında başlamam. Dolayısıyla oyuna doymadan ders çalışmak, o yaştaki çocuğu okuldan soğutuyor. Ben de soğumuştum ve hiç ders çalışmazdım. Anadolu Lisesi'ni de o zaman IQ testindeki soru tarzından dolayı kazanmıştım. Yoksa tarih, fizik soruları falan olsaydı hayatta kazanamazdım, çünkü öyle bir yeteneğim yoktu. - Ne oldu, Anadolu Lisesi'ni bitirebildiniz mi? Bitirdim. Ben hazırlık sınıfında bile ikmale kaldım. Hatta beden dersinden bile ikmale kalan bir öğrenciydim. Her yıl 10 dersten kalır, yılsonunda onunu da verir sınıfımı geçerdim. Yani sınıfın en kötü, Kadıköy Anadolu Lisesi'nin ise en başarısız öğrencisi bendim. Ama dediğim gibi hiçbir yıl sınıfta kalmadım. Nasıl kalmadım, bilmiyorum ama ben hayatımdaki kritik noktalardan bir şekilde yırtmayı becermişimdir. Her zaman dört ayaküstüne düşmüşümdür. Çok şanslıyım ama talihliyim de. Tabii sınıfları geçmemde kopya çekmemin de etkisi vardır. Gelmiş geçmiş en büyük kopyacı benimdir herhalde. - Gerçekten mi? Evet. Macera filmi diye koyun, herkes keyifle izler. Ben 25 gün boyunca "kopya nasıl çekilir?" sistemi geliştirmiştim. Herkes sınavlara hazırlandığım, ders çalıştığımı düşünürken ben kopya sistemleri üretirdim. Ürettiğim sistem de şuydu; Bizim okulda sınavlar yemekhanede yapılırdı. Sınav sırasında cebime koyduğum jiletle elimi keser, hocadan izin alarak tuvalete giderdim. Tuvaletin camından dışarıda bekleyen çalışkan arkadaşlarıma sınav sorularını verirdim. Onlar 10 dakikada soruları cevaplar, sonra aynı sistemle cevapları alırdım. - Vallahi müthişmiş… Yapacak başka bir şeyim yoktu. Çünkü ben dersi anlayamıyordum. Mesela fizik dersini defalarca anlamaya çalıştım ama bir türlü anlayamadım. Herkesin zekâsı her şeye uygun değil. O yüzden bu anlamda çok zeki bir adam değilim. Bana bazen zeki diyorlar, size bir şey anlatayım, oradan anlayın artık: Geçenlerde bir filme gittim, 40′ıncı dakikasında o filmi daha önceden izlediğimi anladım. Ama sonunu hatırlamadığım için keyifle izledim. İlgilenmediğim konularda olunca bende beyin kayıt etmiyor. Ama ilgilendiğim konularda da zehir gibiyim. Mesela bana üç yıl önce başarılı olmuş bir dizinin reytingini sorun, size hemen söylerim. Benim konsantrasyon problemim var. - Çocukluğunuzda ne olmak isterdiniz, hedefiniz neydi? Ben bir şeyi zorlarım, isterim ve bir şekilde şans bana yardım eder. Yoksa öyle hedefleri, hırsları olan bir çocuk değildim. Benim tek bir hedefim vardı, eğlenmek, gezmek, mutlu olmak. Bu hedefim de hayatım boyunca hiç değişmedi zaten. Ben, zevk almadığım şeyde kılımı bile kıpırdatmam. Ama bir şeyi başarmayı çok istediğimde de mutlaka o işi bitiririm. İşte televizyondaki başarımda buna bağlı. Ben ilk girdiğim günden itibaren televizyonu çok sevdiğim için, orada başarılı olmak için müthiş bir enerji harcadım. - Merak ettim, üniversiteye gittiniz mi? Babam çok istediği için girdim sınavlara ve kazandım. Ama şöyle kazandım. Benim okulda iyi olan tek dersim İngilizceydi. Çok iyi olduğu için de İstanbul Üniversitesi İngilizce öğretmenliğini kazandım. Ama bütün arkadaşlarım Boğaziçi Üniversitesi'ni kazandığı için okula o okula hiç gitmek istemedim. Ben kendi okuluma gideceğime her gün Boğaziçi Üniversitesi'ne gidiyordum. Çünkü ortama bayılmıştım. Bir yıl okula gitmeyince doğal olarak atıldım. Neyse tekrar sınava girdim bir kez daha aynı bölümü, aynı okulu kazandım. Üniversite hayatım 7 yılın sonunda mezun olmadan bitti. Nasıl mezun olayın okulla alakam yoktu ki. Arada evlendim bile.
ACUN LILCALI RÖORTAJININ DEVAMI İÇİN TIK'LAYINIZ http://www.elektrikliposta.com/rop-devam/
|